İktidara Var Mısın

PARTİNİ KURUP BAŞA GELMEYE VARMISIN ?


    Urumçi'nin Sesi...

    Paylaş
    avatar
    Melikşah Giray Han
    Parti Üyesi
    Parti Üyesi

    Mesaj Sayısı : 52
    Puanlar : 87
    Saygınlık : -1
    Kayıt tarihi : 06/08/09
    Nerden : İstanbul

    default Urumçi'nin Sesi...

    Mesaj tarafından Melikşah Giray Han Bir Cuma Ağus. 07, 2009 3:40 am

    Milliyetçi Türkiye Partisi Genel Sekreteri olarak Doğu Türkistan'daki soykırım hakkında düşündüklerimi ifade etmek istiyorum...Belki ülkemizde çok fazla sorun var,belki haberlerde bile izleyecek vaktimiz olmayabilir ancak milletçe kulak vermemiz gerekir...Onlar bizim SOYDAŞlarımız onlar bizim KARDEŞlerimiz onlar bizim ATAlarımız...Yaşanan vahşete rağmen hükümetimiz olaylar için hala diplomatik bi çözüm adımı bile atmadı...Soykırıma kurban giden soydaşlarımızın ruhu şad olsun...Elbet birgün yine Kafkaslar'ı aşıp Moskova'ya varacağız...Çin seddine Türk'ün şanlı barağını asacağız...
    avatar
    burakgfb1907
    Parti Başkanı
    Parti Başkanı

    Mesaj Sayısı : 75
    Puanlar : 136
    Saygınlık : 3
    Kayıt tarihi : 06/08/09

    default Geri: Urumçi'nin Sesi...

    Mesaj tarafından burakgfb1907 Bir Cuma Ağus. 07, 2009 7:43 am

    Ata topraklarına sahip çıkmak boynumuzun borcudur !
    avatar
    Gediz Talda
    Genelkurmay Başkanı
    Genelkurmay Başkanı

    Mesaj Sayısı : 71
    Puanlar : 98
    Saygınlık : 4
    Kayıt tarihi : 06/08/09
    Yaş : 24
    Nerden : İstanbul

    default Geri: Urumçi'nin Sesi...

    Mesaj tarafından Gediz Talda Bir Cuma Ağus. 07, 2009 8:43 am

    Malesef soydaşlıktan çok din meselesi ön plana çıkıyor orada .

    Medyanın reforma gidilip bağımsızlaşması ve gerçekleri dökmesi lazım . Orada bir katliam olmadığı gibi öldürülenlerin yarısından fazlası Çin vatandşlarıdır . Hatta medyamız sağolsunlar Uygur vatandaşı diye birbirinin yüzünü silen ağlayan Çinli iki hanımı bize yutturmaya bile kalkmaktadırlar ...
    avatar
    burakgfb1907
    Parti Başkanı
    Parti Başkanı

    Mesaj Sayısı : 75
    Puanlar : 136
    Saygınlık : 3
    Kayıt tarihi : 06/08/09

    default Geri: Urumçi'nin Sesi...

    Mesaj tarafından burakgfb1907 Bir Cuma Ağus. 07, 2009 8:50 am

    Katliam var ve bu bir gerçek aynı düşüncede değiliz. Çin yıllardır bunu yapıyor Türk düşmanlığını her daim yaşatıyordu ve yaşatmayada devam ediyor.

    Cuma namazı kılınması bile yasak orada. Ramazanda oruç yasak. Türkmen kardeşlerimize her daim destek vereceğiz vermeliyiz !

    Gün gelecek Bozkurt ejderin sonunu getirecek çin seddine Turan Bayrağı asılacaktır ! Çin tarihi düşmanımızdır !
    avatar
    QAPIKULU
    Parti Üyesi
    Parti Üyesi

    Mesaj Sayısı : 34
    Puanlar : 55
    Saygınlık : 4
    Kayıt tarihi : 06/08/09

    default Geri: Urumçi'nin Sesi...

    Mesaj tarafından QAPIKULU Bir Cuma Ağus. 07, 2009 1:41 pm

    Genelkurmay başkanımız Türkler yerine çinlilerin sözcülüğünü yapıyor.Barbar çin binlerce soydaşımızı hem vahşice katlediyor hemde yasalarla idam ederken genelkurmay başkanının konuya böyle yaklaşması vahim durumumuzu bi kez daha ortaya koyuyor.Daha geçen medyada onlarca çinlinin bir Uyguru yerde nasıl tekmeleyip öldürdüklerini gözlerimizle gördük.Uygurların araçlarını nasıl parçaladıklarını polis desteğinde buldukları her Uygur Türk'ünü nasıl katlettiklerini.
    avatar
    Melikşah Giray Han
    Parti Üyesi
    Parti Üyesi

    Mesaj Sayısı : 52
    Puanlar : 87
    Saygınlık : -1
    Kayıt tarihi : 06/08/09
    Nerden : İstanbul

    default Geri: Urumçi'nin Sesi...

    Mesaj tarafından Melikşah Giray Han Bir Cuma Ağus. 07, 2009 2:11 pm

    Kardeşim Allah'ın izniyle pazar günü seçimi kazanıp iktidara gelince yanlışları düzelteceğiz...
    avatar
    Fedai
    Parti Üyesi
    Parti Üyesi

    Mesaj Sayısı : 17
    Puanlar : 20
    Saygınlık : 2
    Kayıt tarihi : 06/08/09
    Yaş : 27
    Nerden : Bakü

    default Geri: Urumçi'nin Sesi...

    Mesaj tarafından Fedai Bir Cuma Ağus. 07, 2009 3:06 pm

    Hae Shin demiş ki:Malesef soydaşlıktan çok din meselesi ön plana çıkıyor orada .
    Medyanın reforma gidilip bağımsızlaşması ve gerçekleri dökmesi lazım . Orada bir katliam olmadığı gibi öldürülenlerin yarısından fazlası Çin vatandşlarıdır . Hatta medyamız sağolsunlar Uygur vatandaşı diye birbirinin yüzünü silen ağlayan Çinli iki hanımı bize yutturmaya bile kalkmaktadırlar ...

    Sayın Genel Kurmay başkanı, orda öldürülenlerin yarısından çoğunu çin vetendaşıdır denmesi yalnıştır.Çünki Sintzyan-Uygur bölgesi Çine bağlı bir muhtariyyetdir.Oraya yaşayan her bir kes çin vetendaşıdır...Sizin bunu bilmeniz gerekiyor...Türkistanda bu hadiselerin sebepkarlarınin da kim olması bize aydındır.
    Siz qaliba Türkistanda olanlardan habersizsiniz .Aşağıda verdiyim yazıyı okuyun, çok şey öğrenirsiniz...
    Bugün Doğu Türkistan'da yaşayan Müslüman
    Türkler, "Mao'nun Kızıl Çini"ndeki zulmün tekrarını yaşamaktadırlar.
    Gençler sebepsiz yere tutuklanmakta, rejime karşı oldukları iddiası ile
    idama mahkum edilerek kurşuna dizilmekte, Müslümanların ibadetlerini
    topluca yapmaları engellenmekte, kazançları acımasız vergilerle
    ellerinden alınmakta, halk açlık tehlikesiyle ölümün eşiğinde
    yaşamakta, yanıbaşlarında yapılan nükleer denemelerle ölümcül
    hastalıklara yakalanmaktadır. Batılı ülkeler, ise tüm dünya ile
    irtibatı özellikle kesilen bu topraklardaki insan hakları ihlallerini
    her zamanki gibi görmezlikten ve duymazlıktan gelmektedir.

    Türk Vatanına Çin İşgali

    Doğu
    Türkistanlı Müslüman Türkler, yaklaşık 250 yıldır Çin egemenliği
    altında yaşamaktalar. Çinliler, bir İslam toprağı olan Doğu Türkistan'a
    "kazanılmış topraklar" anlamına gelen "Sincang" adını koydular ve
    burayı kendi toprakları olarak tanımladılar. 1949 yılında Mao
    önderliğindeki komünistlerin Çin'in yönetimini ele almalarının
    ardından, Doğu Türkistan üzerindeki baskılar eskisine oranla daha da
    arttı. Komünist rejim politikası, asimile olmayı reddeden insanların
    fiziksel olarak imha edilmesine yöneldi. Katledilen insan sayısı
    korkunç boyutlara ulaştı. 1949-1952 yılları arasında 2 milyon 800 bin,
    1952-1957 arasında 3 milyon 509 bin, 1958-1960 yılları arasında 6
    milyon 700 bin, 1961-65 yılları arasında 13 milyon 300 bin kişi ya Çin
    ordusu tarafından katledildi ya da rejimin doğurduğu kıtlık sebebi ile
    ölüme terk edildi. 1965'ten sonraki olaylarda ölen Doğu Türkistanlı
    sayısı 35 milyon gibi inanılmaz bir rakama ulaştı.

    Halkın
    hayatta kalabilen bölümü ise büyük baskı ve işkencelere maruz
    bırakıldı. Doğu Türkistan'ın uzun süre sürgünde yaşayan merhum lideri
    İsa Yusuf Alptekin, Türkiye'de yayınlanan "Doğu Türkistan Davası" ve
    "Unutulan Vatan Doğu Türkistan" adlı kitaplarında söz konusu baskı ve
    işkenceleri ayrıntılarıyla anlatır. Bu kitaplarda anlatılana göre, Doğu
    Türkistan'da halka uygulanan baskılar, Sırplar'ın Bosna'da Müslüman
    Boşnaklara veya Kosova'da Arnavut çoğunluğa uyguladıklarından farklı
    değildir. Ülkedeki mahkemelerin "ceza" yöntemleri de son derece
    acımasız ve vahşidir. Diri diri toprağa gömmek, öldüresiye dövülen bir
    insanı çıplak halde karlarda yatırmak gibi "ceza"lar uygulanmıştır.

    Asimilasyon Uygulamaları

    zamanki
    Çin yönetimi, 1949 yılından itibaren bir yandan Müslümanları imha
    ederken diğer yandan da bölgeye sistemli bir biçimde Çinli göçmen
    yerleştirdi. Çin hükümetinin 1953 yılında başlattığı bu kampanyanın
    etkisi son derece düşündürücüdür. 1953 yılında bölgede %75 Müslüman
    nüfusa karşılık %6 Çinli yaşarken, bu oran 1982 yılında %53 Müslüman,
    %40 Çinli olarak değişti. 1990 yılında yapılan nüfus sayımında ortaya
    çıkan %40 Müslüman, %53 Çinli nüfus oranı bölgedeki etnik temizliğin
    boyutlarını göstermesi açısından son derece önemlidir.
    Günümüzde
    Uygurlar, köylerde oturmaya zorlanırken Çinliler şehirlere
    yerleştirilmektedir. Bu sebeple bazı şehirlerde Çinli nüfus yüzdesi
    %80'lere çıkmaktadır. Hedef, şehirlerde Çinlileri çoğunluk haline
    getirmektir. Çin Hükümeti'nin Doğu Türkistanlıları Çinlilerle
    evlendirmek için uyguladığı yöntemler ise bu asimilasyon çalışmalarının
    bir parçasıdır.

    Zoraki Doğum Kontrolü

    Çin hükümeti, Doğu
    Türkistan'daki Müslüman Türk nüfusunun artmasına engel olmak için,
    "doğum kontrolü kanunu"nu da acımasızca uygulamaktadır. Bu kanuna göre
    şehirlerde oturanların 2, köylerde oturanların 3'ten fazla çocuk sahibi
    olmaları yasaktır. Bu yasağa uymayanlar çok ağır cezalara
    çarptırılmaktadır. Geniş kırsal kesimlerde yasağa uymayan kadınlara;
    hiçbir tedbir alınmadan toplu kürtaj operasyonları yapılmaktadır.
    Hamile kadınların çocukları karınlarından zorla çıkarılarak
    öldürülmektedir. Kanun dışı doğan çocuklara isim verilmemekte,
    vatandaşlık hakkı tanınmamaktadır. Yönetimin bu konudaki yasaklarına
    karşı gelenler ise hapsedilmektedir. 1991 yılına Hoten vilayetinin
    Karakaş ilçesinde zorunlu kürtaja tabi tutulan annelerin sayısı
    18.765'tir. Bu rakam, ilçede anne adaylarının %49'unu teşkil eder.
    Doğum yasağını tam kontrol edebilmek için, 1992'de bu bölgeye 432 Çinli
    memur tayin edilmiştir.

    Nükleer Denemeler ve Doğu Türkistan'daki Kanser Oranlarındaki Artış

    Çin'in
    en büyük nükleer merkezi ve deneme alanı Doğu Türkistan'dadır. Hükümet
    gerekli hiçbir koruyucu tedbirleri almaksızın, bölgede nükleer
    denemeler yapmaktadır.
    16 Ekim 1964 tarihinde başlatılan nükleer
    denemelerin olumsuz etkileri yüzünden bölge insanları ölümcül
    hastalıklara yakalanmış, 20 bin özürlü çocuk dünyaya gelmiştir. Nükleer
    denemeler nedeniyle 210 bin civarında Müslüman ölmüş, binlercesi sakat
    kalmış, binlercesi de kansere yakalanmıştır.
    En sonuncusu ise 1996 yılının Ağustos ayı içinde gerçekleştirilmiştir.

    Atom
    denemeleri sonucunda; çevre kirlenmekte, tabiat ve canlılar tahrip
    olmakta, halk çeşitli hastalıklara yakalanmakta, çocuklar ise sakat
    doğmakta ya da ölmektedir... Bu tehlike ve tehdit karşısında halk
    tamamen savunmasız ve korunmasızdır. Sebze ve meyve çeşitlerinde azalma
    ve radyoaktif etkiler görülmektedir. Nitekim; batı ülkelerinin Çin'den
    ithal ettikleri Doğu Türkistan'da üretilen kuruyemişlerde radyasyon
    tespit etmeleri üzerine Doğu Türkistan kaynaklı ürünlerin ithalinin
    yasaklanması, bunun bir kanıtıdır. Ayrıca Çin hükümeti, diğer ülkelerin
    nükleer artıklarını ve çöplerini kabul etmiş ve bu konuda antlaşmalar
    imzalamıştır.

    Çin, 1964'den günümüze kadar Doğu Türkistan
    topraklarında 50'ye yakın atom ve hidrojen bombası patlatmıştır.
    İsveçli uzmanlar, 1984 yılında yapılan yeraltı nükleer denemesinde
    kullanılan 150 ton gücündeki bombanın Richter ölçeğiyle 8.8
    büyüklüğünde yer sarsıntısına sebebiyet verdiğini tespit etmişlerdir.


    Sayqılar...
    avatar
    Gediz Talda
    Genelkurmay Başkanı
    Genelkurmay Başkanı

    Mesaj Sayısı : 71
    Puanlar : 98
    Saygınlık : 4
    Kayıt tarihi : 06/08/09
    Yaş : 24
    Nerden : İstanbul

    default Geri: Urumçi'nin Sesi...

    Mesaj tarafından Gediz Talda Bir Cuma Ağus. 07, 2009 3:08 pm

    Yalan ve de katılmıyorum . Medyadan aktarılan ve ajan dolu gazete küpürlerinden alınan hiç bir şey Genelkurmayın gerçek görüşünü değiştirmez Smile
    avatar
    Fedai
    Parti Üyesi
    Parti Üyesi

    Mesaj Sayısı : 17
    Puanlar : 20
    Saygınlık : 2
    Kayıt tarihi : 06/08/09
    Yaş : 27
    Nerden : Bakü

    default Geri: Urumçi'nin Sesi...

    Mesaj tarafından Fedai Bir Cuma Ağus. 07, 2009 3:18 pm

    O zaman isterseniz bir buna bakın, buna da yalan derseniz...
    Yazı Azerbaycan Türkcesinde...Kolay anlarsınız sanırım...
    Hal- hazırda Sincanda ən böyük problem 16 –
    22 yaşında olan uyğur qızların daxili bölgələrə köçürülməyə
    zorlanmasıdır. Gənc uyğur qızlarını fabriklərdə iş öyrətmək bəhanəsi
    ilə Çinin müxtəlif yerlərinə göndərirlər. Əsl hədəf isə uyğurları
    assimilyasiya etməkdir. Qızların ailələrinə təzyiq göstərilir. Daxili
    bölgələrə köçürülən qızları isə əxlaqsız yerlərə, fahişəxanalara
    satırlar.

    Türkiyənin “Hürriyyət” qəzetinin London təmsilçisi
    Faruk Zabçı üç il müddətində iki dəfə gizlicə Sincana girib. Həftələrlə
    araşdırmalar aparıb və Şərqi Türküstanın problemlərini uyğur
    türklərindən eşidib. Sonuncu dəfə 2008-ci ilin may ayında Sincana gedən
    Zabciya görə, son qanlı hadisələr o gündən etibarən öz işarələrini
    verməyə başlamışdı. Budur, Faruq Zabcının Şərqi Türküstan
    araşdırmaları:

    Gizlicə girmişdim

    Təzyiq, təzyiq,
    təzyiq... Axır ki, təzyiqdən bezən Uyğur Türkləri üsyan etdi. Urumçidə
    küçələrə tökülmüş “Ədalət, ədalət” bağıranların kimliyini araşdırdıqda
    Çin polis əməkdaşlarına qarşı çıxan gənc qızlar, qadınlar diqqəti
    çəkirlər. Təəccüblü deyil, çünki Sincanda ən böyük haqsızlığa düçar
    olanlar qadınlardır. Sincan Uyğur Muxtar Bölgəsinə ilk dəfə 2006-cı
    ilin aprel ayında gizlicə girdim. Pekin olimpiadasından qabaq da keçən
    il araşdırmamı tamamlamaq üzrə may ayında ikinci dəfə getdim. İmicim
    sayəsində Urumçi camaatına qarışıb, Çin polisinə yaxalanmadan Uyğur
    xalqını yaxından tanımaq fürsəti tapdım. Uyğurların danışığı Türkçəyə
    bənzəyir, ərəb əlifbası ilə yazırlar. Ərəblər Uyğurca qəzetləri oxuya
    bilirlər, ancaq Uyğurca olduğu üçün oxuduqlarını başa düşmürlər.
    Uyğurlar, Türkiyənin 1928-ci ildə etdiyi kimi, latın qrafikalı əlifbaya
    keçmək istəyiblər, ancaq buna öyrəşə bilməyiblər. 1980-ci ildən
    etibarən yenidən Ərəb əlifbasına keçiblər.

    10 milyon Çinli

    Sincanda
    son hadisələr bölgədən 3 min km uzaqlıqda bir oyuncaq fabrikində Uyğur
    qızlarının cinsi təcavüzə məruz qalması ilə yayılmağa başladı. Məcburi
    işlətmək, Uyğur bölgəsinin ən böyük problemlərindən biridir. Bir Uyğur
    anası bu problemi bu sözləri ilə dilə gətirmişdi: “Hazırda Sincanda ən
    böyük problem 16-22 yaşlarında olan gənc uyğur qızların daxili
    bölgələrə göndərilib sonra da zorlanmasıdır. Qızları iş öyrədəcəyik
    deyə Çinin müxtəlif yerlərinə göndərirlər. Əsl hədəf isə Uyğurları zəbt
    etməkdir. Rəsmi məqamlara görə 8 milyon deyilir, amma Sincanda rahat 15
    milyondan artıq Uyğur Türkü var. 10 milyondan artıq Çinli isə Sincana
    köçürülüb. Qızların ailələrinə təzyiq göstərilir. Daxili bölgələrə
    göndərilən qızları əxlaqsız yerlərə, fahişəxanalara satırlar”.

    Siyahıya düşməyənlər

    Sincandakı
    Uyğur qızları 20 yaşlarında evləndirirlər. Uyğurlar, Çinlilərə tətbiq
    edilən “tək uşaq” siyasətindən xəbərdardırlar. Uyğurlara da etnik azlıq
    olduğu üçün iki uşaq sahibi olmaq haqqı verilir, ancaq eşidən kimdir?
    Dörd-beş uşaqlı Uyğurlar da var, bu uşaqların bir qismi siyahıya
    alınmayıb.


    Türkiyənin iki misli

    Sincan Türkiyənin
    iki mislindən də böyük bir əraziyə sahibdir. Daha çox Anadolunun
    ərazisinə bənzəyir. Həftələrlə gəzdim. İmicim Uyğur Türklərindən
    fərqlənmədiyi üçün Çin gizli xidməti mənim fərqimə varmadı. Hər halda,
    mənim qəzet müxbiri olduğumu bilsəydilər, arxamca dörd-beş qorumasını
    salıb, məni araşdırma aparmağa qoymazdılar.

    Urumçi: çox gözəl...

    Paytaxt
    Urumçi, monqolcada “çox gözəl” mənasını verir. Şəhər Uyğur məhəllələri,
    Çin məhəlləsi deyə ayrılmış vəziyyətdədir. Ən yaxın dəniz limanı 2100
    km uzaqdadır. Əhalisi 3 milyondur. 75 faizi Çinlidir, 12 faizi Uyğur.
    Ancaq böyük bazarda tanış olduğum Uyğurlar belə dedilər: “Çinlilər
    bizim gerçək sayımızı gizlədirlər. 12 yox, 30 faizik və paytaxt
    Urumçidəki sayımız 900 mindən çoxdur. Çin sayımızı az göstərir”.


    Məscidə gedənin maaşı kəsilir

    Sincanda
    TRT kanalının yayımı dayandırılıb. Türkiyəyə tətilə getmək istəyənlərə
    asan icazə verilmir. Pasport ala bilmək üçün rüşvət vermək lazımdır.
    Burada Türkiyəyə getmək həccə getmək qədər çətindir. Dini azadlıqları
    da məhdud olduğuna görə, Uyğurlar dini vəzifələrini də Çinlilərin icazə
    verdikləri ölçüdə yerinə yetirə bilirlər. Məsələn, məscidə gedən
    təqaüdçünün maaşı kəsilir, ona təzyiq göstərilir.

    Çalışan da o, qarşı çıxan da...

    Bütün
    dünya Urumçidə olan mitinqlərdə Çinli əsgərlərə qarşı çıxan Uyğur
    qadınlarının cəsarətini danışırlar. Uyğur qadın həbs edilən oğlunun,
    ərinin hesabını istəyir. Lazım olanda kişi işi görən, küçə süpürən,
    çörək yoğuran Uyğur qızı, vaxtı gələndə çəkdiyi əziyyətin hesabını
    sormaqdan çəkinmir. Qalxanlı Çin əsgərinin qarşısında qorxmadan,
    cəsarətlə meydan sulayır.

    Biz ana Türkük, siz isə ******ün Türklərisiniz

    Urumçinin
    işlək yerlərindən biri olan “Böyük Bazar” adlanan ticarət mərkəzi.
    Buraya gələnlərin çoxu Uyğur Türkləridir. Urumçidəki “Böyük Bazar”,
    İstanbuldakı Qapalıçarşı kimidir. Memarı çinlidir. Türkləri kəşf
    etməmişdən qabaq “Vokko - Türkiy” adlı dükan diqqətimi çəkmişdi.
    Bəyoğlu və Laləlidən geyim əşyaları gətirən dükanın sahibləri mənə “Biz
    ana türkün, siz ******ün Türklərisiniz” deyərək Türkləri nə qədər çox
    sevdiklərini söylədilər.

    Uyğur dili təhlükədədir, məktəbləri bağlayırlar

    Sincanda
    fikir azadlığı deyilən bir şey yoxdur. Siyasi günah işləyənlərin
    vəziyyəti çox pisdir. Bəzən itirlər, cəsarətli insanlar işgəncə ilə
    öldürülürlər. “Ürək infarktından öldü” deyib, cəsədlərini belə
    verməyib, özləri basdırırlar.

    Bu barədə bir Uyğur bizə bunları
    danışdı: “Çində 100 edam varsa, bunlardan 50-si Şərqi Türküstandandır.
    Keçən ilə qədər Uyğur məktəbləri var idi. Uyğur məktəbləri yavaş-yavaş
    aradan qaldırıldı. Uyğur müəllimlər işsiz qaldı. “Çincə yaxşı danışa
    bilmirsiniz” deyib, onları məktəblərdən atırlar. Yerlərinə isə Çinli
    müəllimlər gətirirlər. Uyğur dili təhlükədədir. Dilimizi itirmək
    üzrəyik”.

    Urumçidə saatlar Pekindən iki saat geri olmasına
    baxmayaraq, rəsmi dairələrdə və təyyarələrdə Pekin saatından istifadə
    olunur. Pekin saatını hesablaya bilmədikləri üçün çox Türk iş adamı
    Urumçidən təyyarəyə mindikdə gecikirlər.

      Forum Saati Perş. Ara. 13, 2018 12:33 am